Haziran 1998 Akşam Gazetesi

 

Seramik evlerin annesi

 

Boğaziçi Evleri'yle başladığı "seramik evler" serüveni

ünlü seramikçi Mehveş Demiren'i apayrı kültürlere taşıyor

Boğaziçi Evleri'ne seramk üzerinde hayat vererek başladığı seramik yolculuğuna aynalar ve masalar derken, şimdi de eski kapılar ve paravanlar üzerinde devam ediyor Mehveş Demiren... 7 yıl boyunca sadece evler üzerine çalışan ünlü seramikçi, Safranbolu ve Harran Ovası da dahil olmak üzere Anadolu yörelerini seramik evlerine taşımış. Evlerden sonra aynalara geçişini ise şu sözlerle anlatıyor seramik ustası, "Biraz değiştireyim, daha fonskiyonel bir şeyler yapayım istedim. İlk aklıma gelen masalar ve aynalar oldu. Seramikten ayna çerçevesi yapabilirim diye düşündüm." Demiren'in yaptığı her eserde farklı bir hikaye, ayrı bir tarih ve bambaşka bir yöresel kültür göze çarpıyor. "Eserlerim duygularımın aynası olsun istemem. Çok fazla sır vermemeye çalışırım" dese de, yapmış olduğu, puzzle şeklindeki bir seramik gözümüzden kaçmadı. Puzzle'ın ortasında bir kadın ve bir erkek silüeti duruyordu. Kendisi, "Bu yeni bir denemem, bundan sonra puzzle tarzında da sık sık seramik yapacağım. Bu yapıtın adı ise `kavuşma'" derken, bu yapıt üzerinde iç dünyasını dışa vurduğunu da gizlemiyordu. Bir süredir ayna çerçevelerini seramikle giydiren Mehveş Demiren, aynalara pek bakmadığını da itiraf ediyor. "Çok ayna yaptığım için bakmıyorum aynaya... Aynaların etrafına bakıyorum. Zaten bir yaştan sonra aynaya bakmayı çok fazla istemiyorsunuz."

Sanatta önyargılıyız

Fransa'da sosyoloji eğitimi alan Demiren, daha sonra Cambridge Üniversitesi nde Ingilizce okumuş. Toplumumuzda sanat adına en çok eleştirdiği konulardan biri ise insanlarımızın "Akademi mezunu biri yaptıysa iyidir'' gibi bir önyargı içerisinde olmaları. "Halbuki herkesin zevki farklıdır. Siz Mimar Sinan Üniversitesi'ndeki bir profesörün yaptığını beğenmezsiniz de, atölyeden yetişme bir sanatçının eserini beğenirsiniz. O sizi heyecanlandırır." Denize nazır atölyesinde kimi zaman sabahın erken saatlerine kadar çalışan seramikçi, her meslekteki kadınların genel problemi olan aile ve ev yaşamını dengeli bir şekilde idare etmenin mutluluğunu yaşıyor. "Çok önemli bir meslekte olsanız bile kadın olduğunuz için ev işleri sizden soruluyor, bu yüzden de iki misli bir özveri gerekiyor. Yine de çocuk doğurdum diye asla işimden bir süre için kopmayı düşünmedim." diyen Mehveş Demiren, eşinin de bu konuda kendisine büyük destek verdiğini söylüyor. "Kızım bile artık bu işin benim için olan ciddiyetinin farkına vardı, beni seramikten ayırmamaya çalışıyor." diye de ekliyor.

Faturası oldukça yüklü...

Kendisine seramikle uğraşmanın çok pahalıya mal olup olmadığını sorduğumuzda şu yanıtla karşılaşıyoruz, "Seramik fırını ve toz şeklindeki boyalar oldukça pahalı. Ben boyalarımı yurt dışından getiriyorum. Ayrıca seramik atölyesi kurmak ve ayakta tutabilmek de pahalı. Bunu evinizde yapsanız bile yine de çok ucuza çıkmıyor. Bu kadar emekle yapılan birşey çoğu zaman maliyetini kurtarmayabiliyor."

Ebru YENER

 

Akademili olmaya hiç özenmedim"

Mehveş Demiren, Istanbul'da bugüne kadar pek çok sergi açtı. Kasım ayında ise Amsterdam'da kişisel bir sergiye hazırlanıyor. "Yurt dışında sergi açmak için tek başıma büyük mücadeleler verdim." diyen başarılı seramikçi önümüzdeki Mart ayında Paris'te açacağı sergi için atlattığı zorluklara da değinmeden edemiyor, "Paris'te sergi açmanız için sergi salonuna eserlerinizi tanıtmak ve sergilenmeye değer olduklarını kanıtlamak zorundasınız. Aşağı yukarı 3 senedir bu iş için uğraşıyorum. Tek amaxcım kendi ülkemde gösterdiğim başarıyı Avnıpa'da da sergileyebilmek."

Demiren, Akademi mezunu bir seramikçi değil. Kendisini iyice yoğurduklarını, seramiğin en ince ayrıntısını öğrettiğini söylediği Ayfer Karamani'nin atöIyesinde yetişmiş. Hocası, Demiren'in üstün yeteneğini fark edince bir süre sonra "sana sergi açacağız, bir an evvel kendini hazırla" sözüyle karşılaşmış.

"Hocam Ayfer Karamani seramik sanatının inceliklerini bana o kadar güzel öğretti ki, hiçbir zaman akademiden çıkmamanın ezikliğini yaşamadım. Bana verilen eğitimin çok bütün olduğuna inanıyorum bu yüzden de kompleks hissetmiyorum." şeklinde konuşan Demiren, iyi bir seramik sanatçısı olabilmek için mutlaka akademi mezunu olmak gerekmediğinin üzerinde dururken, akademiye gitmeden çok güzel eserler yapmış olan çok büyük sanatçıların var olduğunu belirtiyor.